DÜŞÜK MALİYETLİ KATLİAM
Yapay Zekâ ve Otonom Silah Sistemlerinin Sahne Aldığı İlk Savaş
OpenAI isimli firmanın geliştirdiği yapay zekâ ChatGPT, 2022 yılında kamunun kullanımına açıldı. O güne kadar görülmemiş bir hızla milyonlarca kullanıcıya ulaşmasının ardından sürüsüne bereket teknoloji şirketi bu kervana katıldı ve YZ çılgınlığı yaşamımıza girdi. Hem de ne girmek. İnsanlar her şey için bu programları kullanmaya başladı. Sağlık sorunlarından çocuk yetiştirmeye, yemek tariflerinden dertleşmeye, senaryo yazmaktan ticarete atılmaya artık herkesin özel birer danışmanı vardı. YZ ile evlenen bile oldu.
Birçok alanda hayatı kolaylaştıran son derece pratik uygulamaları olmasının yanı sıra sahte içerik üretmedeki yetkinliği sayesinde “hakikat sonrası çağ” diye adlandırılan günümüze pek bir yakıştı bu haylaz robotlar. Sosyal medya bağımlısı, gördüğü veya okuduğu her halta sorgulamadan inanan ademoğlu bokunda boncuk bulmuş gibi bu algoritmalara dört elle sarıldı ve karşılıksız eğitmeye başladı.
Ve tabi ki on yılların büyük tartışma konusu özellikle batıda tekrar alevlendi: “Yapay Zekâ ve robotlar güçlenip insanları köleleştirip veya öldürüp dünyayı ele geçirebilirler mi?”
İşin kölelik veya dünyayı ele geçirme konusu şimdilik bilinmez ama 28 Şubat 2026 itibarıyla YZ çatır çatır insan öldürmeye başladı. Beyaz adamın gözünde İranlı kız çocukları insandan sayılmıyor olacak ki “YZ önce mesleklerimizi elimizden alır sonra da kıçımıza çip takıp bizi köle yapar, işi bitince de ortadan kaldırır?” diye kafa ütüleyen güruhtan hiç ses çıkmıyor.
Öğrendiğimiz kadarıyla Amerikan ordusunun hedef belirlemek için kullandığı YZ, eski ve güncellenmemiş istihbarat verilerine dayanarak İran’ın güneyinde, askeri üs yakınlarındaki bir binayı Devrim Muhafızları karargâhı diye iki kere üst üste vurdu. Binanın karargâh yerine bir okul olduğu ve çoğunluğu kız öğrenci olan 175 kişinin katledildiği ortaya çıkınca da bir özür bile dilenmedi.
YZ gerçekten eskiden karargâh olan ve sonradan okula çevrilen bu binayı yanlışlıkla mı belirledi yoksa “devrim muhafızlarının çocukları da ölsün” deyip buz gibi bir hesaplamayla mı bu hedefi belirledi hiçbir zaman bilemeyiz. Bu algoritmaları geliştirenler Amerikan yerlilerini hastalıklı battaniyelerle ortadan kaldıran yaramazların torunları unutmamak lazım.
Konuyu açmak gerekirse ABD ve İsrail silahlı kuvvetleri “ kill chain” dedikleri süreci hızlandırmak için bizlerin bedavaya aptal aptal sorular sorarak eğittiği algoritmaların, aynı teknoloji şirketleri tarafından (bunların içinden sadece Anthropic bir duruş sergileyip ABD Savaş Bakanlığı ile çalışmama ve insanlık suçuna ortak olmama kararı aldı) askeri amaçla geliştirilmiş daha ileri versiyonlarını kullanıyorlar. Belli bir hedefe saldırı kararı alabilmek için gerekli adımlar ve onay süreci olarak tanımlayabileceğimiz “kill chain” YZ sayesinde hem çok kısalıyor hem de 2000 kişilik iş yükü sadece 20 kişi tarafından yapılabiliyor. Örnek vermek gerekirse; bir Mossad yetkilisine göre Hamaney’i öldürmek için hedefin belirlenmesi sadece 60 saniye sürmüş.
ABD silahlı kuvvetleri için operasyonların teknolojik belkemiğini Palantir-Maven Smart System oluşturuyor. Bu sistem kullanılarak ilk günde %60 doğruluk oranıyla 1000’e yakın hedef vuruldu. Palantir’in kurucusu gazilyoner Peter Thiel kısa bir süre önce yakın çevresine Deccal ile ilgili bir değil tam dört ayrı seminer verdi. Yanlış okumadınız bildiğiniz Deccal ile ilgili. İnanır mısınız bunların aklını kaybetmiş yobazlarını görünce tek dertleri para olan bizim yobazlar gözüme bir hoş görünmeye başladılar.
Nasıl elimizdeki veriler ışığında kullandığımız yapay zekâ programına herhangi bir konuda eskiden koca ekiplerin gece gündüz çalışarak hazırlayabildiği yılsonu raporu, sunumu, projeksiyonu, videosu hazırlaması için komut veriyorsak ve algoritma da bunları nasıl saniyeler içinde mükemmel şekilde hazırlıyorsa işte askeri amaçlı kullanılan algoritmalar da aynı mantıkla işliyorlar. Sadece burada asıl hedef düşük maliyetli, kayıp vermeden daha verimli cinayet işlemek.
Konvansiyonel yöntemlerle bunlar birçok insanın katılacağı ve alınması günler, haftalar sürebilecek kararlar. O kadar çok ve geniş kapsamlı istihbarat verisi var ki bunları analiz edip karara bağlamak oldukça zor ve meşakkatli bir iş. Uydu resimleri, dinlenen telefonlar, okunan mesajlar, internet aramaları ve ayrıca sahadaki ajanlardan toplanan bilgilerin hepsi dev bir veri havuzu oluşturuyor.
Algoritmalar askeri istihbarat verilerinin analizini kolaylaştırıp, hızlandırdıkları gibi operasyonun planlanması, kullanılacak araç ve mühimmatın belirlenmesine kadar tüm gerekli kararları alıp nihai karar vericinin önüne en kısa sürede konmasını sağlıyor. Üst düzey komuta düşünce hızında bombalama kararı alıp uygulamak istiyor.
Hız arttıkça tabi ki sivil kayıp riski de artıyor. Gazze’de İsrail’in kullandığı “Lavender” ve “Gospel” isimli iki YZ bir Hamas militanı öldürebilmek için 100 sivile kadar kayıp riskini tolere edecek şekilde programlanmış. 75.000 Filistinli kayıp göz önüne alındığında, bu hesaba göre 74.250 masum insanın katledilmiş olma ihtimali var. İsrail hedefleri vurmak için İran’daki trafik kameralarına kadar ele geçirip gelen görüntüleri analiz etme yetisine sahip.
İran tarafından atılan ucuz dronları engellemek için basına yansıdığı gibi sadece pahalı savunma sistemleri kullanılmıyor. İsrail’in elinde atımı 2-5 dolar arası maliyeti olan yeni bir lazer savunma silahı var ve bu savaşta ilk defa başarılı bir şekilde denemeye başladılar. Bu “Precise Mass” (tam-yeterli kütle diye çevrilebilir) olarak tanımlanan bir yaklaşım. Yüksek sayıda, düşük maliyetli üretilebilen silah sistemleri anlamına geliyor. Sivrisinek öldürmek için roketatar kullanmak yerine bir fıs Raid ile sivrisineği öldürmek gibi düşünülebilir. Sürekli örnek olarak verdiğimiz Anduril gibi silah şirketleri düşük maliyetli, insansız ve otonom ordular tasarlayıp üretiyorlar.
ABD’nin 12 Gün Savaşı boyunca İran’a karşı kullandığı 150 savunma füzesi için 1.8 ila 2.1 milyar dolar harcadığı, geçen zaman içinde bu füzelerden sadece 12 tane üretebildiği ve 2026 sonuna kadar ancak 37 tane daha üretebileceği biliniyor.
Amerikalıların Epic Fury (Destansı Öfke) ve Roaring Lion (Kükreyen Aslan) adını verdikleri operasyonlarda savaş tarihinde ilk defa olarak sahnede otonom sistemler ve yapay zekâ var. Savaşın hızı ve ölçeğinin bu sistemler yüzünden akıl almaz bir şekilde geliştiğini görüyoruz. Sevgili okurlar başından beri sahada veri toplanan Ukrayna savaşı bu işin provasıysa, şimdi ilk gösterimini izliyoruz.
Eğer ileride robotlar dünyayı ele geçirirse direnişin liderinin adı John Connor değil Farsça bir isim olacak gibi duruyor.
Sağlıcakla kalın…
Ömer Dedeoğlu







Eline sağlık Abicim!
What will happen to the dollar and silver?