KİM KAZANACAK?
Dünyadan Haberi Olmayan Kadın Sosyal Medya Trolüne Karşı
İnsanlığın 4 yıllık yeni genel müdürü önümüzdeki hafta seçiliyor. Hayırlı olsun diyelim. Dünyanın çoğunda olduğu gibi Amerika’da da artık iyice kirlenen siyaset sahnesi büyük bir sınav veriyor. Tüm seçim kampanyasını rakibin faşist bir Nazi olduğu iddiaları üzerine kuran, bizi seçmezseniz öcü Trump gelip hepinizi yer diyen, seçim vaatleri, kendi icatları olan kısır kimlik siyasetine sıkışmış Demokrat Parti adayı ve başkan yardımcısı Kamala Harris’mi kazanacak? Yoksa devlet adamlığından nasibini hiç almamış, popülist iş adamı, televizyon ünlüsü, ağzına geleni söyleyen Cumhuriyetçi Parti adayı eski başkan Donald Trump’mı?
Anketlere göre, özellikle de her seçimin kaderini belirleyen eyaletlerde, yarış kafa kafaya ve çok çekişmeli gidiyor. Demokratların arkasında liberal geleneksel medyanın, gösteri dünyasının ve Amerikan müesses nizamının neredeyse tamamı yer alıyor ve Kamala Harris’i destekliyor. Eski cumhuriyetçi California valisi, Terminator-Conan Arnold bile (soyadıyla uğraşamadım kusura bakmayın ama anladınız siz onu) geçen günlerde demokrat adaya desteğini açıkladı.
Hatırlarsanız şu andaki başkan Joe Biden bu seçimlerde de tekrar adaydı. Fakat Trump karşısında çıktığı münazarada kognitif ve bilişsel durumunun uzun zamandır şüphelenildiği gibi yerinde olmadığı anlaşılınca Kamala Harris, ABD siyasi geleneğine aykırı olarak hiçbir ön seçim olmadan Demokratların adayı olarak gösterildi. 2020’de girdiği ön seçimleri ilk turda hiçbir varlık gösteremeden kaybeden, saatlerce konuşup hiçbir şey söylememe ustası olan ve tarihteki en silik başkan yardımcılarından biri olduğu için liyakati sürekli sorgulanan Harris adaylığı hemen kabul etti.
Verdiği röportajlarda küpesinin içindeki bluetooth kulaklık aracılığıyla danışmanlarından sufle aldığı, ABC televizyonunda gerçekleşen ve Trump’a karşı açık ara kazandığı münazarada soruları önceden bildiği, teleprompter olmadığı zaman saçmaladığı, babası komünist olduğu için kendisinin de komünist olduğu, CBS televizyonundaki röportajda da zırvaladığı kısımların sansürlenerek yayınlandığı iddiaları arasında kampanyasını tamamladı. Trump, bu iddialar üzerine (ki esasında bu iddianın ve münazarada soruların Kamala’ya verildiği iddiasının doğru olduğu ortaya çıktı) CBS kanalına 10 milyar dolarlık tazminat davası açtı.
Başkan yardımcılığı süresince sınırlardan sorumlu olması ve bu dört senede 10 milyondan fazla bilinen kaçak göçmenin güneyden ülkeye girmesi kendisine yöneltilen en büyük eleştiriler arasında. Cumhuriyetçilerin iddialarına göre bu göçmenlere vatandaşlık verilecek ve kararsız eyaletlere yerleştirilecekler. Böylelikle ilerideki seçimlerin sonuçları da demokratlar lehine etkilenmiş olacak. Bir de demokratların bütün seçim kampanyasının kimlikler üzerinden yürümesi, yani seçim vaatleri yerine seçim mühendisliği ile beyaz erkekler, siyah kadınlar, azınlıklar, çoğunluklar vs. diyerek toplumu bölerek oy devşirmeye çalışmaları da tepkilere yol açıyor. Ne kadar tanıdık konu değil mi? Bizimkiler bu demokratlardan çok şey öğrendiler yıllar içinde.
Biden adayken kendisine başkanın akli durumu sorulduğunda “bizim Joe muhteşemdir, önüne en zor matematik problemini koyun, kafadan çözer” minvalinde cevap vermesi ve “bizim” Joe’nun durumu münazarada patlayınca yalancı durumuna düşmesi Kamala’nın aldığı eleştirilerden bir diğeri. Ayrıca başkan bu durumdayken ve başkan yardımcısı da seçim kampanyası peşinde koşarken dünyanın en ölümcül nükleer cephaneliğinin kimin kontrolünde olduğu konusu da insanlarda merak uyandırıyor.
Trump ise aynı Trump. Biraz yaşlanmış, biraz yorulmuş ama aynı. Mağdur edebiyatı, hakaret, isim takma konularındaki uzmanlığı devam ediyor. Atlattığı iki suikast girişimi ve kurduğu kadro açısından sanki favori olarak biraz daha ön plana çıkıyor. Başkan yardımcısı olarak seçtiği J.D. Vance görünürde çok rahat, dinamik, bilgili ve kolay sevilebilen bir siyasetçi.
Bunun haricinde eğer Trump seçilirse yönetiminde yer alacak iki isim var ki demokratları ve müesses nizamı oldukça korkutuyor. İkisi de eski demokrat olan isimlerden ilki, eski asker ve Hawaii milletvekili Tulsi Gabbard. Kendisi aynı zamanda 2020’deki ön seçimlerde Harris’i yenen isim. Demokrat Parti’deki yozlaşmayı, kimlik siyasetini, partinin “woke” denen zıkkım kültüre yenik düşmesini eleştirip istifa etmesiyle tanınıyor. Geçen yıllarda katıldığı ve yaptığı yayınlarla oldukça geniş bir takipçi kitlesine ulaştığı için seçim sonuçlarında etkili olacağı şüphesiz.
İkinci isim ise Robert F. Kennedy Jr. Hem babasını hem de amcasını peş peşe suikastlarda kaybeden ve avukat olan bu isim sağlık, tarım ve çevre konularında yaptığı sivil toplum çalışmalarıyla biliniyor. Trump seçildiği takdirde yüksek ihtimal tarım veya sağlık politikalarında rol oynayacağı için büyük ilaç ve tarım şirketlerinin korkulu rüyası durumunda çünkü Amerikan halkının çıkarlarını koruyacağı biliniyor ve yine ayrıldığı Demokrat Parti’yi eleştirmesiyle tanınıyor.
Bir de bunlardan ayrı olarak şu anda dünyanın en etkili ismi olan Elon Musk, Trump kampanyasına maddi ve manevi tam desteğini açıkladı. Belirleyici olan eyaletlerde yatırım yapacağını, yerel nüfusa iş imkânları yaratacağını söylüyor. Ayrıca kayıt olacak Trump destekçilerine seçime kadar çekilişle günde 1’er milyon dolar dağıtacağı vaadini verdi.
Bu seçimler ayrıca biraz da geleneksel medyanın siyaset üzerindeki etkisini test edecek bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Trump zaten geleneksel medyayı yıllardır “fake news-sahte haber” olarak eleştiriyor. İlk defa bir seçimde adaylardan birisi yani Trump, büyük ve bilinen haber kanallarından ziyade, uzun sohbet formatında olan ve alternatif medya olarak tabir edilen podcastlere çıkmayı tercih etti. Kamala Harris ise bunlardan hiç birisine katılmadı ve hakkındaki “konuşamıyor” söylentilerini perçinlemiş oldu. Bu yayınların en büyük özelliği hiçbir sermaye grubuna bağlı olmayan, tamamıyla bağımsız mecralar olmaları. Birçok eski sunucu bile sosyal medya üzerinden artık kendi bağımsız kanallarından yayın yapıyorlar.
En son dünyanın gelmiş geçmiş en çok izlenen-dinlenen bölümlü programı olan ve 3 saat süren Joe Rogan Experience olmak üzere sırayla tüm büyük podcastelere konuk oldu. Bu satırlar yazılırken Joe Rogan bölümünün sadece YouTube üzerinden izlenme sayısı 43 milyona ulaşmıştı. Trump seçildiği takdirde zaten zor durumda olan geleneksel medya çok büyük bir darbe almış olacak.
Tüm bunlara ek olarak Trump, 1892 seçimlerinde bir dönem aradan sonra tekrar seçilmeyi başaran Grover Cleveland‘ın ardından Amerikan tarihinde ikinci dönem başkanlık için 4 yıl aradan sonra Beyaz Saray’a geri dönen ikinci başkan olmaya çalışıyor.
Bakalım başarabilecek mi?
Ömer Dedeoğlu







