PALANTİR'DEN İNCİLER
Dünyanın En Tehlikeli Şirketi ve Teknofaşizm
Daha önceki yazılarımızda Palantir, ve Deccal ile kafayı bozmuş kurucusu Peter Thiel’den bahsetmiştik. Palantir, Yüzüklerin Efendisi evreninde uzaktaki olayları ve kişileri gözetlemeye yarayan sihirli ve lanetli kristal kürelere verilen isim. Şirketin ana faaliyet alanı yapay zekâ tabanlı büyük veri analizi. Ancak adından da anlaşıldığı üzere, diğer birçok veri analizi şirketinin aksine bunu, kullanıcıların tüketim eğilimlerini öğrenmek yerine savunma (savaş) ve güvenlik (casusluk) amaçlı yapıyor. Kendi internet sitesinde hükümetler ve şirketlerde gerçek zamanlı karar almayı destekleyen yazılımlar sunduğu belirtiliyor.
ABD, İngiltere ve Almanya başta olmak üzere birçok batı ülkesiyle bu konularda iş birliği içinde olan şirketin hükümetlerle büyük ölçekli anlaşmaları var. Özellikle ABD istihbarat ağına sınırsız erişimi bulunuyor. Dışarıdan aldığı ilk yatırımın CIA risk sermayesi fonu In-Q-Tel tarafından yapıldığı göz önüne alınırsa bu pek de şaşırtıcı bir durum değil. Şirketin geliştirdiği Gotham, Foundry, Vantage ve Maven isimli platformlar şu anda ABD gözetleme sisteminin omurgasını oluşturuyor. Yasadışı göçmenleri yakalayıp sınır dışı etmekle görevli ve sinek öldürür gibi insan öldüren ICE, eskinin ABD savunma bakanlığı, yeninin savaş bakanlığı Pentagon, Amerikan vergi mükelleflerinin korkulu rüyası, maliye bakanlığı IRS, birçok büyük şehrin polis teşkilatı ve tabi ki İsrail silahlı kuvvetleri bu veri analizi platformları üzerinden çalışıyor. İddialara göre Güney İran’da katledilen kız öğrencileri hedef olarak Maven sistemi belirlemiş.
Bir teknoloji şirketinden ziyade batı dünyası devletlerinin ya da beyaz adam emperyalizminin sinir sistemi veya George Orwell’in tabiriyle Big Brother haline gelmek üzere olan bu musibet firma geçtiğimiz hafta resmi X hesabından 22 maddelik bir manifesto paylaştı. Bana sorarsanız (ki lütfen sorun), bu bir manifestodan ziyade bütün dünyaya sallanmış koca bir parmak ve tehditten başka bir şey değil.
Esasında paylaşılan bu 22 madde, bir sene önce, kendisini yaşayan her şeyden üstün gören (20 sene önce reklamcılar kendilerini bu kadar önemserlerdi, artık bunların yerini bilişimle uğraşanlar aldı) şirin mi şirin, şirket CEO’su Alex Karp ve bir başka üst düzey yönetici tarafından yazılan “Techno Republic: Hard Power, Soft Belief and the Future of The West- Teknolojik Cumhuriyet: Sert Güç, Yumuşak İnanç ve Batının Geleceği ” isimli kitabın bir özeti. Kitap çok satanlar listesine girmesine rağmen pek ses getirmemiş olacak ki Palantir, bu 22 maddeyi şimdi, yani ABD,İsrail- İran savaşı gölgesinde, YZ ve savaşların geleceği tartışılırken gırtlağımızdan aşağı zorla itme kararı verdi.
Sevgili okurlar, bugüne kadar çok deli zırvası okudum. Ahmet Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik isimli başyapıtı bunlardan biriydi mesela. Kısıtlı algı ve zekâm ile o zaman “Bu herif akademisyen, başbakan danışmanı; dünyayı anlamaktan nasıl bu kadar uzak olabilir?” diye düşünmüş ve bir tarafımla gülmüştüm. Gelin görün ki adam sonra dış işleri bakanı ve başbakan oldu, bırakın Türkiye’yi tüm orta doğunun anasını ağlattı.
İşte Alex Karp efendinin kitabı da büyük bir siyasi-felsefi öngörü pozlarında olan tam bir deli saçması.14 milyar dolarlık servete sahip, faşizme yaranmaya çalışan, algoritmik silah tüccarı bir kapitalistin hezeyanları. Fakat deli saçması olması göz ardı edilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Tarih bize bunu defalarca acı çektirerek kanıtlamış. Nitekim bu X paylaşımı da 41 milyon görüntülenme aldı. Kitabın kendisi zaten Palantir’i öven, batının bu şirkete ne kadar çok ihtiyacı olduğunu sürekli vurgulayan, güvenlik isteyen tüm ülkelerin kendilerine tonla para ödeyip anlaşması gerektiğini dayatan bir propaganda belgesini andırıyor.
Paylaşımı özetlemek gerekirse; “Dünya 1945’ten sonra ABD’nin kudreti sayesinde büyük güçler arasında bir savaş görmedi. Nükleer çağ sona erdi. Silah ticaretinin ve caydırıcılığın geleceği yazılım ve YZ. Biz hazırlanmasak da düşmanlarımız buna hazırlanıyorlar (bu düşmanlar her kimse artık). Çoğulculuk bir işe yaramıyor, siyasetçileri kurtarıcı gibi görmenin kimseye bir faydası yok ama kamu hizmetinde olanlara fazla yüklenmeyelim, hatta yedikleri haltları görmezden gelelim. Onlar da günahlarıyla, sevaplarıyla insan. Dincileri de dışlamayalım aman. Bir de bazı kültürlerin insanlığa artık hiçbir faydaları yok, bombalayalım gitsin. Teknoloji şirketleri ve Silikon Vadisi’nin Amerika’ya vefa borcu var bu yüzden güvenliğinde aktif rol oynamalıdır. Suçla mücadelede de teknoloji şirketleriyle işbirliği yapılmalıdır. Bir medeniyetin çöküşü yalnız ekonomik büyüme sağlarsa affedilebilir.”
Gördüğünüz gibi fikirler ve tespitler son derece tehlikeli, mantıksız ve distopik bir gelecek hayali kuran hezeyanlardan ibaret. Ulus devlet kavramını dışlamıyor olması belki 22 maddelik içerikteki tek ılımlı görüş ama onu da batı harici olan biz “sefil” toplumlara yakıştıramıyor.
Bunlara ek olarak iki ayrı madde var ki sevgili okurlar karşı karşıya olduğumuz iblisleri anlayabilmek için onları tek tek ele almakta fayda var. Bunlardan ilki batı ülkelerinde zorunlu askerliğin geri getirilmesi, yani yüce Alex Karp satır arasında diyor ki: “Palantir’in daha da büyüyüp dünyaya ele geçirebilmesi için savaşa ihtiyacı var, e savaşın da askere ihtiyacı var, e siz fakirlerin çocukları da ne öyle üretken, sevgi dolu yaşamlar sürmeye çalışıyorlar. Siz onları bize verin, bizim çocukların servetlerinin devamı için onların kanına ihtiyacımız var.”
Diğer madde ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya ve Japonya’ya uygulanan silahsızlandırmanın geri çevrilmesi ve yeni askeri anlayışa göre bu iki ülkenin tepeden tırnağa militarizasyonunu savunuyor. Kanımca 22 maddelik manifesto içinde en korkutucu olanı bu. Böyle bir şeyi savunmak için ya tarih bilgi ve bilincinden bütünüyle yoksun olmak lazım (ki Alex Karp bu konuda iyi eğitim almış birisi) ya da düpedüz şeytan olmak lazım (ki bu herif şeytan). Burada da satır arasında bizim şeytan şunu söylüyor: “Avrupa’da Rusya’ya karşı Almanya’yı, Asya’da Çin’e karşı Japonya’yı maşa olarak kullanmamız şart. Bu yüzden insanlık tarihinin en çalışkan, en akıllı, derinlerde emperyalizm hayalleri devam eden, 80 sene önce alınan büyük yenilgiler ile ulusal gururları incinmiş ve onarılmayacak yaralar almış en savaşçı iki ulusunun eline verebileceğimiz kadar silah verelim ki bizim ortağımız olarak pis işlerimizi yapsınlar. En kötü ihtimal tekrar namluyu bize çevirirler, e savaşmak için bizim gerçek düşmanlara ihtiyacımız var. İslami Terör, Rusya, Çin yeteri kadar dişli rakipler değiller. Zaten savaş filan da istemiyorlar. ABD ekonomisinin ve Palantir’in savaşa ihtiyacı var. Almanya’da AfD gibi Nazi yanlısı partiler yükselişte. Japonya’nın elinde 5500 adet nükleer başlığa yetecek kadar zenginleştirilmiş plütonyum var. İşi nükleer savaşa kadar götürüp dünyayı bu arada bir güzel batı harici aşağılık yaratıklardan da temizleriz.”
Donald Trump, 2024’teki seçim kampanyası için yüklü bağışlar aldığı bu şirketi sürekli övüyor. Daha da kaygı verici olan ise, eğer Demokratlar karşısına doğru düzgün bir aday çıkaramazlarsa, 2028’de başkan olarak seçileceğine kesin gözüyle bakılan başkan yardımcısı J.D.Vance’in tüm siyasi kariyerinin Peter Thiel tarafından finanse edilmesi. Dünyanın kaderi yine manyaklara kaldı.
Sağlıcakla kalın…
Ömer Dedeoğlu






Abi bu Barrackımın son söylemlerini bu manifestoyla birleştirince de taşlar iyice yerine oturuyor