YENİ BİR ANLAŞMA
Yapay Zekâyı Kim Durduracak, Gücü Kim Kontrol Edecek?
Geçtiğimiz hafta OpenAI, yapay zekânın dünya üzerindeki etkilerini düzenlemeye ve yeni bir “toplum sözleşmesi” oluşturmaya yönelik uyarı ve önlem niteliğinde 13 sayfalık bir öneri seti yayınladı. Genelde “Superintelligence” veya “Artificial General Intelligence” diye tabir edilen ve en akıllı insanların toplamından daha akıllı olup her şeyi gören, bilen, yaratan algoritmaların çok yakın bir gelecekte yaşamımıza gireceğini ve bu sebeple insanları önceleyen bir takım yasal ve toplumsal düzenlemelerin gerekliliğini açıkladı.
“Superintelligence New Deal-Yapay Super Zekâ Çağı için Yeni Sözleşme” diye adlandırılan bu öneri dizisinde şirket kurucusu ve CEO’su Sam Altman yapay zekânın korkulduğu gibi ekonomiyle birlikte iş gücü piyasasını da kökten dönüştüreceğini ve devletlerin vergi, gönenç ve çalışma düzenlerini yeniden ele alması gerektiğini savunuyor.
İnsanlar da kurumlar da bu dönüşüme hazır değiller. OpenAI bununla ilgili bir tartışma başlatmak için bu önermeleri yayınladığını söylüyor. “Yeni Bir Sözleşme” benzetmesi, 20. yüzyılın büyük ekonomik dönüşümlerine referansla, YZ çağında benzer ölçekte bir toplumsal yeniden yapılanmaya duyulan ihtiyacı vurguluyor. Bunun için ilk adım tabi ki her ne demekse açık ekonomi (büyük olasılıkla alayımızı fişleyecekler).
Diğer başlıkları özetlemek gerekirse:
-Çalışma günü sayısının haftada dörde indirilmesi,
-Dönüşüm sürecine iş gücü temsilcilerinin dahil olması,
-YZ’den elde edilen gelirlerin bir bölümüyle kamu yararına ve her vatandaşın ortak olduğu varlık fonları oluşturulması,
-YZ ve otomasyona dayalı işler için yeni bir vergilendirme sistemi tasarlanması,
-Dönüşümden önce etkilenecek iş kolları için sosyal sigorta, sağlık sigortası ve işsizlik sigortası gibi önlemlerin alınması.
Bu arada birçok devlet gibi YZ’yi, yasalarla düzenlenmesi gereken ekonomik bir dönüşüm yerine teknolojik bir sorun gibi ele alan ABD kongresi konu ile ilgili sunulan hiçbir yasama teklifini daha kanunlaştıramadı.
Bu uyarının OpenAI ve Sam Altman’dan gelmesi bana Cübbeli Ahmet’in birkaç yıl önce televizyona çıkıp “tarikatlar silahlanıyor, can güvenliğimiz yok, kaygı içindeyiz” diye yakınmasını hatırlattı. O zaman “bu bile korktuysa durum gerçekten vahim” diye düşünmüştüm. YZ ile ilgili bahsi geçen yayını okuduğumda da aynı hisse kapıldım.
Yola kâr amacı gütmeyen kuruluş olarak çıkan Open AI ve “benim parayla pulla işim yok, ihtiyacımız olan bir hırka, bir hurma” deyip altında 4.65 milyon dolarlık süper araba ile görüntülenen sürüngen CEO Sam Altman bile bu konuda düzenleme istiyorsa “gerçekten korkulacak bir şeyler var” diye düşünmeden edemedim sevgili okurlar.
Bu dönüşüm kim tarafından yönetilecek, kim kazanacak ve kim geride kalacak?
Bu bildiriyle eş zamanlı olarak The New Yorker dergisinde Sam Altman hakkında son derece düşündürücü bir profil yayınlandı. İki metin birlikte okunduğunda ortaya derin bir takım tutarsızlıklar çıkıyor. Bir yanda geleceği şekillendirmeye çalıştığını ve insanları da düşündüğünü söyleyen bir sözde vizyoner, diğer yanda ise bu vizyonu taşıyan kişinin motivasyonu ve güvenilirliği hakkında ortaya atılan ciddi iddialar. Bu durum, yapay zekâ tartışmasının sadece teknik bir mesele değil, aynı zamanda liderlik, etik ve güç zehirlenmesi sorunu olduğunu da gösteriyor.
The New Yorker, haberinde özellikle Altman’ın liderlik tarzına dair çelişkili anlatılara dikkat çekiyor. Eski çalışma arkadaşlarına göre Altman şeffaflık ve tutarlılık konusunda oldukça şaibeli bir karakter. 2023’teki kısa süreli görevden alınma süreci de buna bir örnek olarak veriliyor. O dönem yaşanan kriz, sadece bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda şirket içi güven ilişkilerinin ne kadar kırılgan olabileceğine bir kanıt olarak sunuluyor.
O zamandan günümüze Altman liderliğinde OpenAI dünyanın en değerli şirketlerinden birisi haline geldi. Gelen bilgilere göre trilyon dolarlık bir değerlemeyle halka arza hazırlanıyor. Bir sürü devlet ve hükümetle gözetleme, güvenlik ve otonom silahlar alanında iş birliği yapıyor.
New Yorker profilinin en önemli yönü, Altman’ın kişisel özellikleri ile temsil ettiği teknolojik gücün boyutunun birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiği. En yakınındakiler bile önceliğinin insanlığın yararına işler yapmak mı yoksa kendi şahsi hırslarını tatmin etmek mi olduğunu anlayamıyor. Yapay zekâ gibi hızla büyüyen ve etkisi küresel ölçekte hissedilen bir alanda, karar alma süreçlerinin birkaç kişinin egosuna veya ruh haline bağlı olması ciddi bir tehdit yaratıyor.
En büyük gücü, kendi tutkularıyla karşısındakilerin ihtiyaçlarının aynı olduğuna insanları ikna etmek olan birisi için gerçeklerin nerede bittiği, hayal gücünün nerede başladığı, yalanın nasıl bir rol oynadığı ayrı bir tartışma konusu.
Yazı, bu gerilimi özellikle liderlik, hesap verebilirlik ve kurumsal denge ekseninde oldukça sert bir biçimde gözler önüne seriyor. Eski üst düzey yöneticilerden bazılarının anlatımına göre, Altman bu kadar büyük bir sorumluluğun emanet edilmemesi gereken bir insan.
OpenAI, kuruluş aşamasında, YZ’nin geleceğiyle ilgili kâr amacı gütmeden insanları bilgilendirmek, algoritmalar geliştirmek ve doğayla uyumlu kullanılmasını sağlamak için yola çıkan bir sivil toplum örgütüydü. Sam Altman’ın yönlendirmesiyle Elon Musk gibi birçok silikon vadisi girişimcisinin desteğiyle bu amaç için kuruldu. Bu kadar yüce bir amaca hizmet eden bir kurumun başına elbette son derece erdemli ve bilge birisi hatta bu yüce fikrin sahibi geçmeliydi.
Daha sonra yine çalışma arkadaşlarının ifadelerine göre insanlara duymak istedikleri şeyleri söylemekte üstüne olmayan Altman bütün bu etkili destekçilerini kandırmış ve kurumu ele geçirdikten sonra gerçek bir kapitalist gibi tüm odağı paraya çevirivermişti.
Sonuç olarak Altman niyeti açısından şüphelerin odak noktası haline gelmiş bir tip. Çok fazla sevmeyeni var. Hatta dün evine molotof kokteyli atıldığı, saldırganın OpenAI merkez ofisi etrafında başka bir saldırıya hazırlanırken polis tarafından yakalandığı haberlere yansıdı.
Bu durum, yapay zekâ çağının temel ikilemini gözler önüne seriyor: hızla ilerleyen ve yaşamı kökünden dönüştürecek bu teknolojiyi kim kontrol edecek ve bu kontrol ne kadar güvenilir olacak?
Sağlıcakla kalın…
Ömer Dedeoğlu







Bir tarafta Trump ve Bibi bir tarafta Altman ve Musk... İnsanlar bu insaların dengesizliklerinden, aslında hiçbir şey emanet edilmemesi gereken tipler olduğundan vb her yerde bahsediyor ama kimse adım atmıyor. Hiçbir gerçek yetkili elini taşın altına sokmuyor. Nasıl ki Nazi zalimliğini anlatırken şimdi "toplu akıl tutulması" gibi saçma özürler ortaya atılıyor. Gelecekte de bu dönem için aynı excuse'lar uydurulacak herhalde. Kaleminize sağlık.